Atlı Karıncaya Bindim

Atlıkarıncaya Bindim

Atlı karıncaya bindim.

18 yaşımdayım… ve içimdeki çocuk ilk defa bu kadar özgür hissetti.

Atlı karıncaya binmek için hep çok büyüktüm.

Gülmem bile ölçülü olmalıydı, çünkü “olgun” görünmeliydim.

Yanlış yapamazdım, çünkü bir hata tüm kimliğimi belirliyordu —

beni etiketleyenler, hiç sorgulanmadan “doğru” sayılıyordu.

Büyüklere saygı duymalıydım,

ama kimse sormadı:

Saygı gerçekten yaşla mı hak edilir, yoksa yürekle mi?

Ben büyürken, içimdeki çocuk hep susturuldu.

“Abartma,” dediler…

“Utanmalısın,” dediler…

“Düşüncelerini kendine sakla,” dediler.

Ama bugün, ben sadece bir atlı karıncaya binmedim.

Ben, içimde bastırılmış sesi kucakladım.

O çocuk güldü, döndü, savruldu… ve ilk defa utanmadı.

Peki şimdi sormak istiyorum.

Benim hislerim, duygularım, düşüncelerim ne zaman gerçekten önemli olacak?

İçimdeki çocuğun gözleriyle baktığım dünyada

ne zaman yargılanmadan var olabileceğim?

Büyümek, susmak değildir.

Büyümek, içindeki çocuğa kulak verebilmektir.

Ve bazen bir atlı karınca,

yalnızca bir oyuncak değil;

özgürlüğe atılan sessiz bir çığlıktır

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendinle Baş Başa Kalmaktan Neden Kaçıyorsun?

Hayat Bir Puzzle, Parçalar Sonradan Anlam Kazanır

Kendimle Konuşurken Kullandığım Dil