Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayat Bir Puzzle, Parçalar Sonradan Anlam Kazanır

​ Yaşam tıpkı bir puzzle gibi. Aslında biraz daha farkındalıklı davranmaya gayret etsek bunu çok daha iyi anlayabiliriz. Şunu demek istiyorum:  Mesela güne başlarken hiçbir şeyin planladığın gibi gitmemesi… Bir arkadaşınla buluşacaktın, hazırlanmıştın bile ama bir anda o buluşma ertelenmek zorunda kaldı. Anlık bir rahatsızlık geçirdin ya da başka bir sebep çıktı. Çünkü belki de o buluşmaya gitmemen gerekiyordu. Evren bunun için bir şey yaptı ve gerçekleşmedi.  Belki o sohbette geçebilecek bir şey sana zarar verecekti, belki yolda bir kaza olacaktı, belki karşılaşmak istemediğin bir kişiyle karşılaşacaktın. Ya da o buluşmaya gidemedin çünkü uzun zamandır beklediğin bir şey olacaktı; belki de hayatını derinden etkileyecek o şeyle karşılaşacaktın.  Evet, gerçekten de böyledir. Gün içinde yaşadığın her şey, salisesine kadar bir düzen içindedir. Geç kalmalar, vazgeçmeler, son dakika fikir değişiklikleri… O an aksilik sandığımız küçük detayların, günün sonunda ne kadar büyük bi...

İyi Hissetmemenin Hakkı

​ İyi Hissetmemenin Hakkı Bugün gün sonu. Bedenimde yorgunluk, zihnimde açlık gibi bir eksiklik, içimde ise adını koyamadığım bir hissizlik var. Umutsuzluk günün her anına yayılmış gibi. Kendimi neredeyse her konuda kötü hissettiğim bir gün. Şunu fark ettim: İyi hissettiğim zamanlarda kendime söylediğim cümleleri, böyle günlerde hayata geçirmek sandığım kadar kolay olmuyor. Güçlü hissettiğim anlarda kurduğum iç konuşmalar, zayıf hissettiğimde geri çekiliyor. Yine de hatırlatıyorum kendime. Derin bir nefes al. Bulunduğun durumun geçici olabileceğini unutma. Bugünkü hâline gelene kadar seni buraya taşıyan versiyonuna teşekkür et. Belki yarım saat sonra bu hâl geçecek. Belki de geçmeyecek. Ve artık sadece bir şeyin bitme ihtimali üzerinden motive olmak istemiyorum. Çünkü bazen bitmez. Bazen o hâlin içinde kalırsın. O zaman geriye tek bir şey kalıyor: hissetmek. Sadece mutluluğu değil. Yorgunluğu, kederi, umutsuzluğu da. İnsan olmak biraz da budur. Her zaman iyi hissetmem...

İyilik Bir Pazarlık Değildir

​ İyilik Bir Pazarlık Değildir Kasım 05, 2025 Son zamanda birkaç kez şahit olduğum kıymetli iyiliklere karşı ve sürekli olarak “bunu neden yaptı?, bir beklentisi mi var?, kendi cebinden mi karşılayacak?, sonrasında benden ne isteyecek?” gibi sorular sorarken buldum kendimi. Sorguladım, neden ben böyle düşünüyorum diye. Aslında kendime karşı geliştirdiğim bir koruma mekanizması var sanırım. Hayatın getireceği kötülüklere karşı bir önlem. Belki de iyiliği kabul etmek, benim için kendimi savunmasız bırakmak gibi geliyor. “Hayatı hep böyle tetikte yaşarsan nasıl mutlu olacaksın?” diye kendimi sorguladım. Profesyonel anlamda, anlam bulmak için de, tesadüfen bir psikoloğun soru anketine yazıp sebebini sordum. O da bana şöyle bir yanıt verdi: “Kişiliğimizin şekillendiği yıllarda, ailede ve yakın çevrede koşullu sevgi ve ilgi aldıysak, biri iyilik yapınca bir koşula bağlı olduğunu düşünebiliriz. Yani ‘ne kadar ekmek o kadar köfte’ gibi. İyi bir davranışta ödüllendirilip, hatalı davranışta -uyg...

İç Huzurumu Nasıl Yakaladım

​ İç Huzurumu Nasıl Yakaladım Ekim 22, 2025 Merhaba! Huzur nedir? Önce ondan başlayalım. Hatta dur, önce; huzur ne değildir? Diye konuşalım. Aslında herkesin hayatı, olduğu durum, mental manada ve gerçek manada nerde olduğu, hayata karşı geliştirdiği bakış açısı, ve yine söyleyeceğim ki nasıl ve ne şartlar altında büyüdüğü ile ilgilidir. Bu yüzden herkesin huzur anlayışı hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da farklıdır. Bu yüzden huzuru olduğun halden farklı bir yerde aradığın taktirde yanlış yerlerde aramak da çok olağandır. Tabi burda objektif olmaya çalışırken, yanlış da düşünüyor olabilirim, yanlış değil de sadece istisnalar söz konusu olabilir diyelim. Önsözüm bittiyse hadi konuşalım. Huzur, her şeyde olduğu gibi öz şefkat ile başlıyor. Kendini  kabul etmek  hayatını kabul etmek. Bu kabul etmek demek, çok kötü şeyler yaşarken bunu sineye çek kabul et demek değil tabi ki. Ama bir yerde değiştirebileceğin şeyleri, hele ki senin mental sağlığını bozan, sana iyi gelmey...

Beklentiler: Hayatın Olağan Akışına DirenME

​ Beklentiler: Hayatın Olağan Akışına DirenME Eylül 24, 2025 Mükemmelliği Beklemek Yerine, Hayatla Barışmayı Öğrenmek Üzerine Bir İçsel Yolculuk “Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değil, yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.” Hayat ne demek diye sorarsan en iyi şekilde böyle tarif ederdim sanırım. Yani hep iyi şeylerin olmasını bekliyoruz. Her zaman dakik olmak, her zaman mükemmel olmak, her zaman parlak bir cilde sahip olmak, hep çok mutlu olmak, hep güçlü olmak, hiç yaşlanmamak, herkes tarafından sevilmek, hep anlaşılmak, hemen affedilmek, otobüsün zamanında gelmesi, evin hep derli toplu olması, her zaman uykunu almış vaziyette olmak, hızlı sonuç almak..böyle o kadar çok örnek sayabilirim ki. Güneşi gösteren gökyüzü, yağmur da yağdırabilir pekala. Meyve veren bir ağaç yapraklarını dökebilir. Seni her yere rahatlıkla götüren otoyol varsa trafik de olabilir her zaman.  Mutsuz olmak için direnme. Belli başlı sebepler bulma mutsuz olmak için. Asıl gözünün önünde olan muazzam güzellikl...

Özşefkat: Kendimize Vermeyi Unuttuğumuz En Büyük Hediye

​ Özşefkat: Kendimize Vermeyi Unuttuğumuz En Büyük Hediye Eylül 22, 2025 Hayatımız boyunca birçok önyargıya, benliğimize zarar veren sözlere ve davranışlara maruz kalıyoruz. Bazen farkında olmadan kendimizi yetersiz hissettiren binlerce mobinge tanık oluyoruz. Üstelik bütün bunları yalnızca dışarıdan değil, kendi içimizden de duyuyoruz. Bir düşün: İnsanların sana yaptığı o kötülüğü sen kendi kendine yapıyorsun. Kendimizi küçümsemek, bedenimizi sevmemek, başkalarıyla kıyaslamak, olumsuz düşünceleri tekrar tekrar beslemek, sağlığımızı ihmal etmek, ertelemek… Yoğun bir ajanda içinde boğulmak ama ruhen hiçbir şey hissetmemek… Hayır diyememek, “Ben bunu istemiyorum” diyememek… Hep geçmişe takılı kalmak… Aslında bunların hepsi kendimize yaptığımız sessiz bir şiddet değil mi? Ben bu gerçeğin farkına vardığımda hayatımda küçük ama çok değerli değişiklikler yaptım. Saçlarımı telaşla değil, sevgiyle taramaya başladım. “Bir kızım olsaydı saçlarını nasıl tarardım?” diye sordum kendime. Cevabı önce...

Ayna Benlik: Başkalarının Gözünde Kendimiz

​ Ayna Benlik: Başkalarının Gözünde Kendimiz Eylül 19, 2025 Ben kimim?” Bu sorunun farklı zihinlerde farklı cevapları var. Her insan kendi algıları, deneyimleri ve önyargılarıyla görüyor; yani aslında herkesin zihninde farklı bir “sen” var. Bazen istemeyerek de olsa bilinçaltımızda o duyumsamalara kapılabiliyoruz. Ama her zaman hatırlatmakta büyük yarar var: Ben, başka zihinlerdeki versiyonlarımdan sorumlu değilim. Sosyal psikolojide looking-glass self diye bir kavram var. Yani ayna benlik demek. İnsanlar kendilerini başkalarının gözünde görmeye çalışarak tanımlıyor. Aslında başkalarının zihnindeki versiyonlarımızla kendi algımız arasında büyük fark var. İnsanlar kimi zaman görmek istediklerini görürler. Bu bazen bizimle ilgili olmaktan çıkar. Hatta çoğu zaman kendi eksiklikleri, yaraları, hayata karşı geliştirdikleri bakış açıları, hatta birileri tarafından tanımlanan kişilikleri en büyük etkenler olabiliyor. Sen sadece sessiz kaldığında, bir arkadaşın bunu “küstü bana” diye yorumlark...

Yalnızlığın Bir Milad Olduğunu Düşün.

​ Yalnızlığın Bir Milad Olduğunu Düşün. Eylül 18, 2025 Yalnızlık… “Yalnız olmak” kulağa pek iyi gelmiyor çoğu zaman. Bazıları için korkulacak bir şeymiş gibi duruyor: “Yalnızım”, “kimsem yok”, “kimse yanımda olmak istemiyor” gibi cümleler bazen beynimize, bazen kalbimize hükmediyor. Toplumda yalnız kalmak sıkça olumsuz bir etiketle anılıyor; yalnızsa muhtemelen “iyi biri” değildir diye düşünülüyor. Oysa bu yargılar gerçeklikten çok uzak. Son zamanlarda dışarıdan gelen olumsuz yargıların büyük bir baskı olduğunu fark ettim — çoğunun gerçeği yansıtmadığını. Bir kafeye gidip yalnızca kahve içmek, kimi insanlar için neredeyse imkânsız görünüyor. Yalnız kalmamak adına yanlış ilişkilere, arkadaşlıklara tutunuluyor. Benim fikrim ise hep farklıydı: Yalnız olmak benim için bir tercih oldu. Kendi başıma vakit geçirmek bir lükstü; kendimle çelişir, kendimi anlamaya çalışırdım. Aslında yalnız değildim; sadece kendime mesafe koymayı seçmiştim. Zamanla fark ettim ki bazı insanlar bana gerçekten iyi ...

Sıfırlanmak

​ Sıfırlanmak Eylül 12, 2025 Hayat nasıl bir yer? Biz neden doğduk? Ne çabuk büyüyoruz böyle? Neden istediklerimize ulaşamıyoruz? Neden sevdiklerimiz bizi sevmiyor? Neden kötü insanlar var, neden bütün bu yükleri taşımak zorundayız? Ve neden sadece olduğumuz hâlimizle değer görmüyoruz? Bazen sorular, cevapsızlığıyla sırtımıza bir yük gibi biner. Her “neden”, biraz daha ağırlaştırır bizi. Kendimizi sürekli sorgularken buluruz. Neden ben? Niye şimdi? Benim burda hatam ne? Ne yapmış olabilirim ki? Yeterince iyi değil miyim yoksa? Diye diye yıpranırız. Bazen hayatta her şey bizim kontrolümüzde gelişmiyor. O mekana girdiğinde şahit olduğun bir olay mesela, başına gelen bir şey bunu kontrol etmen imkansızdı. Konu eğer ailen ise yine bunu kontrol edemezdin. Okuduğun okulla ilgili bir sorun da senin kontrolünde değildi. Bu yüzden olan şeylere bir cevap aramayı bırakmalısın. Belki de asıl mesele, cevapları bulamamamız değil; sürekli cevap ararken tükenmemizdir. Ama bazen en iyi cevap, soruyu bi...

Psikolog Olmak: Tamir Etmek Değil, Dokunmak

​ Psikolog Olmak: Tamir Etmek Değil, Dokunmak Eylül 01, 2025 Psikoloji Okumak Üzerine: İnsanlara Çözüm Bulmak mı, Yol Arkadaşlığı mı? Psikoloji okumak istediğimi söylediğimde aldığım ilk tepkiler genelde şöyle oluyor.  ” O zaman benim kafayı bir düzelt.” “Benim şöyle bir sorunum var, hadi çözüm bul.” Başta gülüp geçiyordum. Şaka gibi geliyordu. Ama sonra düşündüm; neden insanlar böyle düşünüyor? Toplumda psikoloji, sanki “çözüm bulma” veya “sorun düzeltme” işiymiş gibi görülüyor. Oysa çok büyük bir yanılgı var burada. Psikologlar, karşılarındakine kendisini dinleyen, anlamaya çalışan bir çift göz olduklarını hissettirebilmek için oradadır. Danışanlar da aslında anlaşılmak için psikoloğa giderler. Psikoloji okuyunca ya da bu alanı hedefleyince insanların hayatını “düzeltme” beklentisi, bilimsel gerçeklikten çok uzak. Bu beklenti bazen sıkıyor, yoruyor, hatta anlaşılmamış hissettiriyor. Büyük bir hedefin ne olduğunu ve onun altındaki sebepleri anlatmaya çalışmak, karşında bunu anlama...

Mutfağı Dağıtmadan Kek Yapamazsın

​ Mutfağı Dağıtmadan Kek Yapamazsın. Ağustos 29, 2025 Bir kek yapmaya kalktığımda biliyorum ki mutfak asla tertemiz kalmayacak. Bir yere yumurta sıçrayacak, un tezgâha dökülecek, yağ ellerime bulaşacak. Bulaşıklar birikecek. O sırada “Of, keşke hiç başlamasaydım” diye düşündüğüm anlar oluyor. Ama sonra… fırından gelen o koku var ya, işte o her şeyi unutturuyor. Bir dilim kekin tadı, mutfağın bütün dağınıklığını değersiz hale getiriyor. Bence işin güzelliği de burada saklı. Bir şeyler ters gidecek, karışacak, darmadağın olacak. Ama olmalı da zaten. Çünkü biraz karışıklık yaşamadan hiçbir yere ilerleyemiyoruz. Genelde dağınıklık kötü bir şey gibi görülüyor. Dağınık bir masa, dağınık bir hayat… Sanki yanlış giden bir şeylerin işareti. Ama ben öyle düşünmüyorum. Hatta tam tersine, dağınıklığın içinde bir ilerleme var. Kitaplar düzenli bir şekilde rafta dursa hiçbir şey öğrenmiş olmuyoruz. Ama masanın üzerinde, dağınık hâlde olduklarında, orada bir çaba, bir yolculuk var. Bazen hayatım da m...

Bir Saniye Koşma: Orda Bir Kuş Uçuyor

Bir Saniye Koşma: Orada Bir Kuş Uçuyor. Ağustos 26, 2025 Hayatta anlam veremediğim tek bir şey varsa, o da olan güzellikleri fark etmeyenler. Bu beni o kadar çıldırtıyor ki! Sık sık kendimi şu soruları sorarken buluyorum: “Şu harika güneşi görmüyor musun, nasıl bir renge bürünmüş? Baksana güneşin batışı her yeri nasıl da resme dönüştürmüş! Az önce çok farklı bir kuş geçti, fark ettin mi? Bu fincan ne kadar hoşmuş… Az önce biri sana gülümsedi… Kediye baksana, nasıl da süs gibi duruyor?” Ne gariptir ki tüm bu güzellikler aslında bizimle, hem de her yerde. “Ben buradayım.” diyorlar ama çoğu zaman biz onları görmüyoruz. Çünkü olmayana, olmaması gerekene, geçmişe, geleceğe ya da başkasını memnun etmeye koşuyoruz. Kendi olmayan bir dünya için çabalarken yanımızdan geçen hiçbir ihtişam dikkatimizi çekmiyor. Bir gün bir kuş kanatlarını öyle hızlı çırptı ki, onu izlemekten kendimi alıkoyamadım. Bana yaşadığımı hatırlattığı için içimden teşekkür ettim. O an, hem kendime döndüm hem de gökyüzünde ...

Sessiz Red

​ Sessiz Red Ağustos 26, 2025 Bazen istemediğimiz yanıtları almamak adına belirsizliklerle savaşmak çok daha makul geliyor. Bunun birer yorgunluk nedeni olduğunun farkındasın ama alacağın yanıt seni o kadar korkutuyor ki, buna katlanmak bir lütuf gibi geliyor. Enerjinden, kendinden o kadar çok veriyorsun ki… Bir alışkanlıktan fazlası olmuyorsun. Ne onlar için, ne de kendin için. Bu korku tüm bedenini öyle bir sarmış ki, olanları normalleştirmiş durumdasın. Bazen “hayır” kelimesini duymak belki seni bir nebze iyileştirecek diye düşünüyorsun. Ama unutuyorsun; bazen tavır ve davranışlar da bir reddir. Sessiz red karşısında yaşadığın belirsizlik, zihninde sürekli kurduğun sorularla birleşiyor ve seni kendini suçlamaya itiyor. Oysa tek yapman gerekenin geri çekilmek olduğunu kabullenemiyorsun. Sana hissettirilen değersizlik, görünmezlik, özgüvenini zedeleyen onlarca küçük tavır… Bunları kabul etmek aslında seni özgürleştirecek bir adımdır. Bizim kültürümüzde hayır demek kadar hayır duymak d...

Normallik Üzerine

​ Normallik Üzerine Ağustos 26, 2025 Merhaba. Ne yazsam diye düşünürken, benim en çok merkezimde olan, sıkça ifade ettiğim bir şey hakkında yazmak aklıma geldi bir post ilhamıyla. Şimdi başlıktan da anlayacağınız gibi normallik hakkında konuşacağım.“Normallik nedir?” Toplumun koyduğu sınırlar mı, yoksa kişinin benliğiyle uyumlu olması mı? Mesela günlük zamanda sürekli tekrarladığım şey “ olabilir, ee yani?, öyleyse ne olmuş yani?,“  gibi kavramları tekrarlarken buluyorum kendimi. Mesela annemden örnek vereyim. Bir yemek yaptığında istediği gibi olmadığı zaman sürekli yakınır ya da bedbaht bir durum sergiler. Ben de ona sürekli “anne olabilir. Her zaman çok güzel olacak diye bir kaide mi var.” diyorum. Ya da bir bardak mı kırıldı. Toplanır. İstenmeyen bir durum mu yaşandı halledilir. Her mevzuda evham yapmak sana ne kazandırır. Sınavda yapılan bir hatanın çok normal olduğu gibi, biriyle tartışmak da çok normal herkesle anlaşmamız mümkün değil herkesle fikirlerimiz uyuşmak zorunda de...

Gönüllülük: Kalbimin Gittiği Yer

​ Gönüllülük Kalbimin Gittiği Yer Ağustos 26, 2025 Ben 16 yaşıma bastığım zaman, defterime “16 yaşıma kadar öğrendiğim 16 farkındalık” diye not almışım. Sonuncu ve “önemli” diye altını çizip şöyle yazmışım: “Herkes ama herkes, bu dünyadaki her insan anlaşılmayı ister. Bunu hak eder.” Bir kapkaççı çocuk mesela… Sizce o, bu “kötülük” diye atfettiğimiz şeyi yaparken çok mu mutlu görünüyor? Yaptığı şeyin sonucunda, arkasından birilerinin onu kovalaması, “hırsız!” diye bağırılması ona onur mu veriyor sanıyorsunuz? O çantada bulduklarını harcarken, helalini yemeyi, şu an o durumda olmamayı tercih etmez miydi? Bu sadece bir örnek. Veya bir katil… İçindeki kalbi öldürmüş bir adam, bir zamanlar sabırsızlıkla beklenen, minnacık ayaklara, ellere, buruna sahip bir bebek değil miydi? Lafı getirmek istediğim yer şu: İşte bu yüzden ben insanlara bakarken, onların ne yaptığına değil, “neden yaptığına” bakmayı seçiyorum. Çünkü herkesin bir hikâyesi var. Ve bazen birini iyileştiren tek şey, onu anlamaya...