Psikolog Olmak: Tamir Etmek Değil, Dokunmak

Psikolog Olmak: Tamir Etmek Değil, Dokunmak

Psikoloji Okumak Üzerine: İnsanlara Çözüm Bulmak mı, Yol Arkadaşlığı mı?

Psikoloji okumak istediğimi söylediğimde aldığım ilk tepkiler genelde şöyle oluyor. 

” O zaman benim kafayı bir düzelt.” “Benim şöyle bir sorunum var, hadi çözüm bul.”

Başta gülüp geçiyordum. Şaka gibi geliyordu. Ama sonra düşündüm; neden insanlar böyle düşünüyor?

Toplumda psikoloji, sanki “çözüm bulma” veya “sorun düzeltme” işiymiş gibi görülüyor. Oysa çok büyük bir yanılgı var burada. Psikologlar, karşılarındakine kendisini dinleyen, anlamaya çalışan bir çift göz olduklarını hissettirebilmek için oradadır. Danışanlar da aslında anlaşılmak için psikoloğa giderler.

Psikoloji okuyunca ya da bu alanı hedefleyince insanların hayatını “düzeltme” beklentisi, bilimsel gerçeklikten çok uzak. Bu beklenti bazen sıkıyor, yoruyor, hatta anlaşılmamış hissettiriyor. Büyük bir hedefin ne olduğunu ve onun altındaki sebepleri anlatmaya çalışmak, karşında bunu anlamak istemeyen birileri varsa, daha en başında yetersizlik hissi doğuruyor.

Bir de şöyle bir kesim var:

Psikolog olmak deli doktorluğu değil mi? Başka insanların dertlerini dinle dinle bitmez!”

Bu cümle beni gerçekten güldürüyor. Çünkü bakış açısının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bence insanların dertlerini dinlemek hiçbir zaman “olay” değil. Asıl mesele; onların sorunlarına, heyecanlarına, mutluluklarına, hüzünlerine eşlik edebilmek.

Bazen düşünüyorum; bir terapide, yalnızca bir saat içinde hayata bir insan daha kazandırabilmek… İşte bu benim için çok değerli. Karşılarında bir psikolog değil, önce bir insan var. Buna sadece biraz teorik bilgi ve profesyonellik ekleniyor. Önemli olan, gerçekten istemek.

Hatta bazen hayalim şu oluyor: Belli bir yaşa geldiğimde, belki bir kliniğe gitme imkânım olmadığında bile, online olarak terapi verebilme ihtimali bile içimi huzurla dolduruyor. Sadece 40 dakikalık bir seansın sonunda, o insanın dünyasına küçük de olsa dokunabildiğimi bilmek… Bu düşünce bile bana, hayatım boyunca ne kadar huzurlu olabileceğimi gösteriyor. Beni hayata bağlayan bir hedefimin olması, tek başına yeterli bir mutluluk sebebi. O günü kafamı yastığa koyduğumda ne kadar huzurlu olabileceğimi düşündükçe gülümsüyorum.

Belki de psikolog olmanın en güzel yanı, insanlara “çözüm bulmak” değil; onlarla birlikte bir yolculuğa çıkabilmek. Bazen sadece dinlemek, bazen bir bakış açısı kazandırmak, bazen de insan olmanın kırılganlığını birlikte taşımak… Bunu düşündükçe, bu yolun ne kadar doğru olduğunu hissediyorum.

Bir gün, ister bir klinikte, ister online bir görüşmede… Karşımdaki insanın gözlerinde biraz olsun rahatlamayı görmek… İşte o an, yıllarca verdiğim emeklerin anlam kazandığı an olacak. O günü hayal ettikçe gülümsüyorum; çünkü biliyorum ki bazen bir insanın hayatına dokunmak, dünyayı değiştirmeye eşdeğer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendinle Baş Başa Kalmaktan Neden Kaçıyorsun?

Hayat Bir Puzzle, Parçalar Sonradan Anlam Kazanır

Kendimle Konuşurken Kullandığım Dil