Özşefkat: Kendimize Vermeyi Unuttuğumuz En Büyük Hediye
Özşefkat: Kendimize Vermeyi Unuttuğumuz En Büyük Hediye
Hayatımız boyunca birçok önyargıya, benliğimize zarar veren sözlere ve davranışlara maruz kalıyoruz. Bazen farkında olmadan kendimizi yetersiz hissettiren binlerce mobinge tanık oluyoruz. Üstelik bütün bunları yalnızca dışarıdan değil, kendi içimizden de duyuyoruz.
Bir düşün: İnsanların sana yaptığı o kötülüğü sen kendi kendine yapıyorsun.
Kendimizi küçümsemek, bedenimizi sevmemek, başkalarıyla kıyaslamak, olumsuz düşünceleri tekrar tekrar beslemek, sağlığımızı ihmal etmek, ertelemek… Yoğun bir ajanda içinde boğulmak ama ruhen hiçbir şey hissetmemek… Hayır diyememek, “Ben bunu istemiyorum” diyememek… Hep geçmişe takılı kalmak…
Aslında bunların hepsi kendimize yaptığımız sessiz bir şiddet değil mi?
Ben bu gerçeğin farkına vardığımda hayatımda küçük ama çok değerli değişiklikler yaptım. Saçlarımı telaşla değil, sevgiyle taramaya başladım. “Bir kızım olsaydı saçlarını nasıl tarardım?” diye sordum kendime. Cevabı önce kendimde uyguladım.
Bir hata yaptığımda kendimi suçlamak yerine, onu sahiplenip “Bu da benim yolumun bir parçası” demeyi öğrendim.
Hayattaki güzelliklere odaklanınca, kötü şeylerin önüme daha az çıktığını fark ettim. Çıksa bile artık “Yeter artık!” demek yerine, “Bu günün, bu haftanın sorunu bu olabilir” diyebildim.
Bedenimden utanmamayı öğrendim çünkü onun gerçek sahibi bendim. Kendime büyük yükler yüklemek yerine, yaptığım her şey için kendime teşekkür etmeyi denedim. Bir yere yetişmeye çalışırken kendimi stresle yıpratmak yerine, “Geç kalabilirim ama strese değer mi?” diye sordum. İnsanların hayatımdaki merkezini kontrol etmeyi, varlıklarının yerini değiştirmeyi ve hiçbirinin benden daha önemli olmadığını fark ettim.
Artık “İnsanlar ne düşünüyor?” değil, “Ben ne hissediyorum?” diye soruyorum.
Ve Kendime Teşekkür Ediyorum
Bugün, bu bilince vardığım için teşekkür ediyorum kendime. Olanı sahiplenip şükredebildiğim için teşekkür ediyorum kendime. Kendimi ifade etmek için çırpınmak yerine, bazen sessiz kalmayı seçtiğim için teşekkür ediyorum kendime.
Artık saçlarımı tararken daha özenli davranıyorum. Canımı acıtmadan, sevgiyle, şefkatle… Küçük gibi görünen ama aslında kendime duyduğum sevginin en büyük adımı bu.
Artık kendim için kahve yapmak, bir teşekkür etme biçimi benim için. Telefonu kenara bırakıp, yavaş adımlarla mutfağa yürüyerek, her anı hissederek hazırlıyorum. O gün canım ne kadar istiyorsa, o kadarını koyuyorum. Kahvemi yudumlarken bir şiir kitabı açıyor, bu anın varlığına da şükrediyorum.
Yürüyüş yaparken çevreme hayran kalıyorum. Bu muazzam dünya, sanki bir sanat eseri gibi gözlerimin önünde. Her gün gördüğüm yerler bile yeni bir anlam kazanıyor. Her adımda biraz daha affediyorum kendimi. Tüm hislerime izin veriyorum. Yavaşça kollarımı kendime sarıyor, kendime daha fazla izin veriyorum.
Artık şikâyet etmiyorum. Bardaktaki boşluğu değil, hep dolu olan kısmı görüyorum. Kendi tabağımdakilerle ilgileniyorum. Ve her seferinde yeniden teşekkür ediyorum yaşama.
Çünkü ben, kendimi çok seviyorum. ❤️
Yorumlar
Yorum Gönder