İç Huzurumu Nasıl Yakaladım

İç Huzurumu Nasıl Yakaladım

Merhaba!

Huzur nedir? Önce ondan başlayalım. Hatta dur, önce; huzur ne değildir? Diye konuşalım. Aslında herkesin hayatı, olduğu durum, mental manada ve gerçek manada nerde olduğu, hayata karşı geliştirdiği bakış açısı, ve yine söyleyeceğim ki nasıl ve ne şartlar altında büyüdüğü ile ilgilidir. Bu yüzden herkesin huzur anlayışı hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da farklıdır. Bu yüzden huzuru olduğun halden farklı bir yerde aradığın taktirde yanlış yerlerde aramak da çok olağandır. Tabi burda objektif olmaya çalışırken, yanlış da düşünüyor olabilirim, yanlış değil de sadece istisnalar söz konusu olabilir diyelim. Önsözüm bittiyse hadi konuşalım.

Huzur, her şeyde olduğu gibi öz şefkat ile başlıyor. Kendini kabul etmek hayatını kabul etmek. Bu kabul etmek demek, çok kötü şeyler yaşarken bunu sineye çek kabul et demek değil tabi ki. Ama bir yerde değiştirebileceğin şeyleri, hele ki senin mental sağlığını bozan, sana iyi gelmeyen şeylerse ve yine bir yerde değiştirebileceğin bir şeyse, kim tutar seni? Değiştiremediğin, elinde olmayan, senin kontrolünde gelişmeyen şeyleri kabul et. İlk buydu benim iç huzurumu yakalamamdaki ilk adım. Evet çok spesifik ve klasikler ama bunu henüz yakalayamayan 40, 50 hatta çok daha yaşlı insanları görüyorum. Ve ilk olarak bu olgunluk ve farkındalığa erişmenin gerektiğine inanıyorum.

Ve şükretmek. Olana, olmayana. Bazen tartışacak bir anne ve baban olması lükstür. Tartışmaya şikayet etmek de senin elinde bu lükse sahip olduğun için şükretmek de senin elinde. Bu yüzden karar senin. Huzurlu olmaya gönüllü ol. Negatiflikten beslenmek de senin elinde, pozitif bir yaşam kurmak da. Bazen bir şey olmadı diye yakınırken, onun olmaması gerektiğini düşünmeyi hiç akıl etmeyiz. Bazen iyi ki olmadı demek gerek. Bunun da bir sebebi vardır diyebilmek. Belki çok kolay ve olağan bir şeydi, ama olmadı bu küçük ve kolay şeyin olmamasının sebebi belki de arkasında çok büyük bir sorun barındırıyordu. O kadar büyüktü ki, bu bir isteğin olamamasından daha büyük bir şeyi engelledi. Huzuru seçmek de senin elinde. Ufak şeyleri sorun ederek kötü bir gün geçirmek de bazen büyük sorunları kabul ederek keyifli bir gün geçirmek de. İyiyi, güzeli seç.

Her zaman sorunsuz yaşamak, imkansız denecek kadar zordur. Okulda, evde, işte, sokakta, kafede, toplu taşımada. Her yerde sorun çıkabilir. Çünkü senin dışında binlerce farklı insanlar var. Bazen onların da verdikleri tepki onlar ile ilgilidir. Arkasında koca koca şeyler vardır. Tahmin bile yürütemeyeceğimiz. İnsanın olduğu yerde sorun da vardır. Biri agresiftir, çünkü babası hastadır, biri yirmi yıllık eşinden ayrılmıştır, biri çok beklediği bir şeyden dolayı hayal kırıklığı yaşamıştır, biri doğduğundan beri ailesiyle sınanıyordur, biri evladını kaybetmiştir.. onlarca şey var hayatta. Bazen o kişi kim olursa olsun nazik davranmak senin elindendir. Bir daha hiç görmeyeceğin insanlarsa konu bu konuda daha dikkatli olmak gerekir. Bazen söylediğiniz şeyleri evinde götüren insanlar olabilir. 

Uyanır uyanmaz, bugün of çok işim var diyip yataktan kalkmak istememek de bir lükstür mesela. Bunu fark etmelisin. Gidecek bir işin varsa bu bardağın dolu tarafını görmektir. Bugün şu sorun vardı, ama ben halledebilirim. Demek ilk adımdır. Ya da halletmek zorunda değilim demek de en büyük adımdır. Gününün nasıl geçeceğine karar verirsin, ilk gösterdiğin hareketle. Güzele, iyiye niyet et.

Kendini olduğun gibi sev. Kişiliğini, verdiğin tepkileri, duygularını, düşüncelerini onları sahiplen. Onlardan utanma. Ben de insanım diyebilmek çok önemlidir. Kendine saygı duymaktır bu. Ben abartmıyorum, ben duygularımı en iyi bildiğim şekilde yaşıyorum, diyebilmektir. Seni sen yapan her şeyi sahiplen. Ben buyum ve bu halimi çok seviyorum diyebilmektir. De ki, ben katrilyonlarca insandan sadece bir tanesiyim, ben biriciğim, ben özelim bu durumda da çok farklıyım, herkesle aynı değilim, herkesle aynı şeyleri yaşamıyorum, beni tam olarak özel yapan da bu. Ve bundan onur duyuyorum, ben daha iyi olmalıyım demek değil, ben her halimle, her yaptığımla yeterince yeterliyim diyebilmektir.

Kontrol edemediğini bırakmak. Her şeyi yönetmeye çalışmamak, bazen akışa bırakmak. Emin ol hayatındaki şeylerin yüzde sekseni senin kontrolün dışında gelişiyor.

Yavaşla, koşma, acele etme. Acele ettikçe, koştukça, hep bir yere yetişmeliyim düşüncesi oldukça ve bunu yaptıkça sana sunulan manzaraları kaçırıyorsun. Yavaşla. Koşarken nefesini, acele ederken anı kaybediyorsun. Hayat sana sürekli bir şeyler gösteriyor ama sen hep bir sonraki durağı düşünüyorsun. Oysa huzur, bazen sadece durduğun yerde saklı.

Sınırlarını belirle. Herkese yetişmek zorunda değilsin. Bu annen baban da olsa sen kendi mentalinden sorumlusun önce. Her şeye evet demek zorunda değilsin. Bazen bu huzurunu tüketiyor. Huzur bazen sadece “hayır” diyebilmekte. 

Doğa ile iç içe olmak, bağ kurmak. Bazen sadece bir yürüyüşe, herkesten ve her şeyden bir an olsun uzaklaşmaya ihtiyaç duyabiliriz. Küçük gibi görünse de kendimiz için yapabileceğimiz en büyük hediyelerden biridir. Ve en etkili olanı. Yeter demek bir kere olsun. Alıp kitabını, en yakın parka yürümek. Oturmak bir bankta nefes almak. Çocukların o masumluğuna, gülüşlerine, düşüp, ağlayıp tekrar ayağa kalkmalarına şahit olursun. Kendi çocukluğuna döner, kendinle yüzleşirsin. Belki acıtır belki gülümsetir ama hep iyi gelir. Bu tek bir anın sana katacaklarına inanamayacaksın. 

Anlam bulmak. İç huzur sadece rahat hissetmek değil; yaşadığın şeylerin bir anlamı olduğunu hissetmekle de ilgilidir. “Neden yaşıyorum?” değil, “Ne için yaşıyorum?” diye sormak. Ben ne istiyorum? Kendime hangi noktalarda iyi geliyorum? Hangi amaç uğruna günlerim geçiyor? Diye sorabilmekte. Destek almaktan çekinme.

En önemlisi, kendine zaman tanımak. Her şey hemen düzelmek zorunda değil. Huzur bir varış noktası değil, her gün yeniden kurulan bir dengedir. Kendini unutmamak, hep hatırlatmaktır.

Sen bu katrilyonlarca insandan sadece bir tanesisin. Biricik ve çok özelsin. Asıl yemek kendi tabağında. Başka tabaklara bakmak, kendi tabağını soğutur.

Derin bir nefes al. Ve tekrar başla. Güneş her gün hiç yılmadan tekrar doğuyor. Benin en sevdiğim bir sözüm var. Bazen dağılabilir, kaybolabilir bir akşam güneşinin batışıyla kaybolabilirsin. Kalbine dönebilir sessizliği dinleyebilir, bir süre hiçbir şey yapmadan var olabilirsin. Sorun yok bir gün bir sabah güneşiyle tekrar doğarsın. 

Harekete geçtiğin her adım, hissettiğin her duygu, düşlediğin tüm hayaller hepsi çok gerçek ve senden bir parça. Onları gör ve sahip çık. Ve kendini suçlama hepsi çok kıymetli. Kendini sev.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendinle Baş Başa Kalmaktan Neden Kaçıyorsun?

Hayat Bir Puzzle, Parçalar Sonradan Anlam Kazanır

Kendimle Konuşurken Kullandığım Dil