Sıfırlanmak
Sıfırlanmak
Hayat nasıl bir yer? Biz neden doğduk? Ne çabuk büyüyoruz böyle? Neden istediklerimize ulaşamıyoruz? Neden sevdiklerimiz bizi sevmiyor? Neden kötü insanlar var, neden bütün bu yükleri taşımak zorundayız? Ve neden sadece olduğumuz hâlimizle değer görmüyoruz?
Bazen sorular, cevapsızlığıyla sırtımıza bir yük gibi biner. Her “neden”, biraz daha ağırlaştırır bizi. Kendimizi sürekli sorgularken buluruz. Neden ben? Niye şimdi? Benim burda hatam ne? Ne yapmış olabilirim ki? Yeterince iyi değil miyim yoksa? Diye diye yıpranırız. Bazen hayatta her şey bizim kontrolümüzde gelişmiyor. O mekana girdiğinde şahit olduğun bir olay mesela, başına gelen bir şey bunu kontrol etmen imkansızdı. Konu eğer ailen ise yine bunu kontrol edemezdin. Okuduğun okulla ilgili bir sorun da senin kontrolünde değildi. Bu yüzden olan şeylere bir cevap aramayı bırakmalısın.
Belki de asıl mesele, cevapları bulamamamız değil; sürekli cevap ararken tükenmemizdir. Ama bazen en iyi cevap, soruyu bir kenara bırakıp sadece nefes almaktır.
Çünkü hayat bize hep fazlasıyla “neden” yükledi. Sevdiklerimiz bizi sevmediğinde, mücadelemiz karşılıksız kaldığında, çabamız görülmediğinde sıfırlanırız. Ama belki de sıfırlanmak bir yenilgi değil, yeniden kurulmak için gereken bir ara, bir nefes alma hâlidir.
İçimizde çırpınan bir balık gibi bırakmak isteriz kendimizi; mücadele etmeyi anlamsız buluruz. Nehir akar, bizse acizliğimizle kalırız. “Artık savaşacak gücüm yok” deriz. Ama sonra hatırlarız: İnsan olmak tam da budur aslında. rağmen yaşamaya devam etmektir.
Olanı olduğu gibi kabul etmek yorucu olsa da, hayata karşı her defasında yeniden direnmenin küçük yolları vardır. Gökyüzüne bakmak, kahve demlemek, bir şarkı açmak… Bazen de sadece sessizliğe teslim olmak. Bir akşam güneşiyle dağılır, bir sabah güneşiyle yeniden doğarız.
Unutmamalıyız: Düşmek kaybolmak değildir. Sıfırlanmak, başlangıca dönmektir. Çünkü bazen hayata tutunmanın tek yolu, bütün soruları susturup en sade hâlimizle kalabilmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder